Yeni tanıştıgımız ya da az tanıdıgımız insanların yanında tam olarak nasıl hareket edicegimizi, ne tepkiler verecegimizi bilemeyiz ya hani, ben de bilemedim.
Bi bar tuvaletinde tamamen ıslak zeminden kaynaklanan, hayati tehlike içermeyen bi düşüş yaşayan E.G.'ye içimdeki kahkahaları bastırarak hiç beklenmedik bir şekilde "Düştün. Acıdı mı? İyi misin? Tamam, olmamıştır bir şey. Boşver" diyerek yardım ettim. Ama orda böyle saçma, kesik cümleler kuracagıma kahkaha atsam çok daha normal bi tepki olurdu bundan eminim. Esas olması gereken düşen ve görenin eş zamanlı gülmesiydi.
Bi insanı ne kadar tanıdıktan sonra düştügü zaman gülebiliriz, yanında burnumuzu silebiliriz, tuvalet muhabbeti yapabiliriz, küfür edebiliriz, çok saçma hikayeler anlatabiliriz ya da kafamızla tanıştırabiliriz... Bunları hiç kestiremiyorum. Samimiyet dediğin nedir ve ne kadar sürede oluşur? Kafamı çok kurcalıyor, çok düşünmemek lazım aslında ama ne biliyim. Aslında düşününce ben hızlı bile sayılırım bu konularda ama. Yani.
*bi de; düşüş anı ayrı bir senaryo idi. Elini yıkayan körpe E.G. etrafında peçete arayıp bulamayınca benim 5 dakika önce yaptıgım gibi, çıktıgı tuvalete tekrar girip tuvalet kagıdı hamlesinde ayagını kaydırıp kendini yerde buldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder