Şu üniversiteye başladığımdan beri en çok duyduğum kelime "deadline" oldu sanırım. (teslim tarihi, son tarih falan desem dogru olur sanırım.)
Yok çizim deadline'ı yok rapor teslim deadline'ı yok efendim maketin deadline'ı. Sonra birden gantt chart diye bi şey çıkardılar, tüm deadlineların planlanması falan derken hayatımın büyük bi kısmını bu deadlineları kaçırmamak için çabalayarak harcadığımı farkettim. Gerçi onla da olmuyor onsuz da olmuyor... Yani bir işe sınırlama koymadığın sürece asla bitmez. Yok "ama şöyle de olabilir, böyle de olabilir. dur dur bi de bunu deneyelim". Tam bir zaman kaybı. O yüzden hiç yetiştiremediğimden dolayı kızgın olmakla beraber bu tarihleri seviyorum.
Son dönemlerde deadline muhabbetini akademik ortamdan çıkarıp biraz formatını değiştirerek sosyal hayatımıza katmaya başladık. Uzayınca sıkmaya başlayan alışkanlıklarımızdan vazgeçmek için kullandığımız bi yöntem haline geldi. Mesela "okuyom ben yuaaa!" geyiği sadece 11 gün sürdü, çünkü deadline'ı ,tam hatırlamıyorum ama, 2 mart civarları bi tarihti. İstemeden alışkanlık olan kelimelerimizi, tamlamalarımızı, cümlelerimizi, tepkilerimizi, takıntılarımızı hatta ve hatta dedikodularımızı bile farkettiğimiz an cep telefonundan takvimi açıp göz kararı bi tarih belirleyerek "deadline"lar oluşturduk. Gerçekten de ,kendi adıma konuşayım, sosyal hayatımdaki deadlinelara akademik hayatımdakilerden çok daha fazla sadık kaldığımı söyleyebilirim. Baya işe yarıyor. En azından, sürdürsen bile "ah bunun olayı bitmişti ya" diye hatırlayıp kendini kontrol ediyor insan. (İçimden bir ses en kısa zamanda "ucuz" kelimesine de deadline koymamız gerektigini söylüyor.)
Dedim madem böyle etkili bir olay bu, gelecek hayallerime de birer deadline koyayım. Çok genel olarak şöyle bi durum oturttum. Hepsini paylaşmıycam da; mesela; 30 yaşımda o tasarım ofisi kurulmuş olucak (yani 30 yaşıma kadar), 35 yaşımda porsche carrera 911'i almış olmalıyım, 70 yaş da deathline. aslında deadline ya, yani 70imde teslim olmuş olurum artık diye düşünüyorum. Bu tarihlere yani yaşlara kadar onlara ulaşamamışsam(70 hariç tabi) artık geçmiş sayıp üzerlerinde durmuycam. E tabi bu üzer. 50 yaşımda 911'e binmek istemem. O zaman verdiğim deadline'a kadar bunlara ulaşmak zorundayım.
rastgele.
4 yorum:
bu yazın beni baya aydınlattı cansu. ben de artık kendime sosyal deadline'lar koyacagım. aslında kafamızda hep bir deadline var cogu sey icin, kaçırınca da uzuyor sakız gibi, bir daha asla yapamıyorsun onu ama, beynini kemiriyor yapmadım yapmadım diye. bırak yapma deadline'ı gecen o seyi, degil mi.
aydınlatan bi yazı yazcagımı hiç düşünmemiştim :)
aynen bence de, bi sonu olmadıkça uzuyor, o zmna kadar olduysa oldu artık. olmadı baska hedefler :)
dostum aynen aydinlandim aslinda bu benim selfdiscipline sorunumun caresi gibi. erasmusta sorumsuzlugun sorumlulugu. derdime dermansin deadline! deathline da iyi olmus.
güzel yazı olmuş dostum. iyi bakış açısı, ama işte işin içine şu "carrera" girince bütün konsantrasyonum bozuldu. amaçtan saptım.
p.s ben 50'imde de binerim.
Yorum Gönder