11 Nisan 2010 Pazar

şu şimdi asker.

"Of ya sen ne zaman askere gidiyosun hadi artık biraz huzur bulayım." 

"Seni bi askere alsınlar da gör."

"Askerdeyken de beni kontrol edebilcegini mi zannediyosun. Haberin bile olmuycak." 

Son 2 aydır yaşadığımız her kavgada kullandığım bu iğrenç cümlelerden pişman olcağımı hiç düşünmemiştim. Ya evet aslında cok açıktı üzülcegim ama hep "ilk bi kaç ay pek üzülmem de sonra koyar tabi, boru degil 15 ay" diye kuruyodum kafamda.

Bütün hafta en güzel en ağır yemekleri yedik. Börek dedi börek geldi ciğer dedi ciğer pişti. Aile ziyaretleri, kakara kikiri derken dün sabah kafama dank etti. Baktım baya yeşil atlet falan deniyo eşyalarını hazırlamış, çirkin plastik terlikleri falan var, yerinde duramıyo sürekli bi hareket, annem gelmiş "ibrahim tatlıses - bitanem indirsene. bi oglum olsun adı can olsun. dinleriz." falan diyo bana gözleri yaşlı. O an anladım. O an dedim dramatik bir şeyler oluyor. 2 ay tatile gitse sonra uzatsa 15ay'a hiç böle olmaz ama o sıfat var ya işte "asker" ya bu, vatan o'na emanet ya hani, her istediginde de konuşamıyosun zaten göremiyosun ya, bi de koşturtcaklar, tuvalette temizlettiriyolarmış falan diye düşünüyosun, ordan burdan ne duyduysan kafanda o'nu da oraya yerleştiriyosun, "ya çok mantıksız, resmen 15ayını çalıyolar" demiyosun da "hayırlı teskereler, güle güle git güle güle gel hakkında hayırlısı olsun" diye anında teslim oluveriyosun ve aglıyosun. 

Annem sagolsun hepimiz yerine agladıgından can ve ben pek o mod'a girmedik. Beni kötü yapan olay degil, fikri. Gece hiç rahat uyuyamadım, midem yandı, bulandı, bi heycan bi heycan, sanki ben gidiyorum. Ama sabah kalktık, geçirirken hiç bir şey yok, her sey çok normal. Her şey gidene kadarmış. Seyahate çıkarken de öyle olur ya hep. Önceki iki gün sırf heycan ama giderken hiç bir şey yok, sadece fikri, hayali etkiliyo. Belki de o "threshold" dedikleri tam olarak o andır. Kafanı hazırladığın an işte o geçiş anı olabilir. 

Tabi ki annemi almadık havaalanına, ben, can, babam, kuzenim gittik. Arabanın önünde Türk bayrağı. Ankara yolcusu kalmasın. Sarıldık. Yutkundu. Duydum onu ben. Ağlamamıştım da bi an gidiverdi, tutamadım artık. "Ağlama, ağlarsan ağlarım" dedi. İçimden; "Uyuma. Sen uyursan herkes ölür." dedim. Dışımdan da söliycektim gülsün istedim ama sesim çıkmadı. Ayrıldık. Gitti zaten.

Çok merak ediyorum kimle dalga geçicek kiminle uğraşıcak orda. İnşallah kafasına göre birilerini bulur, bulmasa da uydurur gibi geliyo bana.

Neyse, klişe cümle kurmadan bitirmek istemem;

Artık rahat uyuyun, vatan Can'a emanet. Haha :)

2 yorum:

ayse dedi ki...

ah be cansu duygulandirdin beni. bugune kadar yazdigin en guzel yazi.

Pınar G. dedi ki...

ayşe +1
gözlerim doldu resmen. çok güzel yazmışsın dostum.. kalemine sağlık :P
"can"darma'ya hayırlı tezkereler hahah bunu da şimdi buldum.