Arkadaşlarımız vasıtasıyla yeni ortamlara gireriz, hiç tanımadığımız insanlarla muhabbet etmeye, tanışmaya başlarız. Güncel konulardan, genelde de ortak olan insandan bahsedilir. Sonra bir an gelir ve pek de farkedilmeyen 7 saniyelik bi sessizlik olur. O an ortamdan biri hep bu anlara sakladığı bi hikayeyi, anektodu anlatmaya başlar. Herkesin böyle zamanlar için kenarda tuttuğu bi acil durum anısı vardır. O hikayeden ya bi ders çıkartılır üzerine konuşulur ya da o konudan sonra laf lafı açar ve sıkıntı giderilmiş olur.
Ben artık benimkini değiştirmek istiyorum. Çünkü benim yaşadığım bir şey bile değil. Hadi onu geçtim, tanıklık ettiğim ya da tanıdığım bir insanın anısı bile değil! Arkadaşımın arkadaşının yaşadığı, arkadaşımın da başka bir arkadaşından duyduğu bir şey bu. Ama bi hikaye her zaman mı işe yarar ya! Yaklaşık 4 yıldır aynısını kullanıyorum. Burada da paylaşıp buna bi son vermeye karar verdim. Olay şu;
"Ya esas, o değil de; bi gün bi arkadaşımın 2 arkadaşı Konak Pier'de sinemaya gidiyo tamam mı, kızlar bakıyolar böyle film afişlerine.. Sonra birinin telefonu çalıyo, açıyo işte, diyo ki; 'Kızım, çok ünlü bi fransız filmi gelmiş galiba, bütün salonlarda o oynuyoo tadil-atta diye bi şey'"
Yani tam olarak yanlış telaffuzu yazıyla nasıl verebilirim bilmiyorum ama araya - (tire) koyarsam bi de onu hızlıca okursak oluyor. İşte bu kızlarımızın yaşadığı saflık, bir kelimeyi yanlış okumaları, birden başka muhabbetlere gebe oluyor. Ya onların kişiliği üzerinden devam ediliyo ya da herkes başka yanlış telaffuzlardan bahsediyor.
Beni yaklaşık 4 yıldır zor anlarımda kurtardıkları için teşekkür ederim. Ama sanırım artık kendi anılarımla devam etmek istiyorum. Böyle bir dayanağım olmazsa eminim aklıma bir şeyler gelir. Ya da biraz kendimi geriye çeker ve o sıkıntılı ortamı dağıtmaya çalışan kişi olmaktan vazgeçerim. İzlerim böyle beklerim biraz da başkaları kendini ortaya atsın diye.
*bi de, biliyorum çok saçma ama çok oluyor bu olay.
**bi de, başka muhabbetlere gebe olmak.
eskiden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eskiden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ocak 2010 Pazartesi
9 Ocak 2010 Cumartesi
lütfen yanlış anlamayın.
Bugün M.Ş. ile Agora Peximette otururken, o da herkes gibi tavuk bazi yedi bense yanındaki tatlıyı asla sınıflandıramadıgım çaydan içiyorum, çapraz masamızdaki yaşlarını kestiremedigimiz ama orta okulda olduklarını düşündüğümüz 3 kıza takıldı gözüm. Güzel güzel giyinmişler kahkahalarla yemek yiyorlar birbirlerine sataşıyorlar, yani baya eğleniyolardı.
Bi an gözlerim doldu, kendi ortaokul yıllarım aklıma geldi.. Neden ortaokuldayken her haftasonu en az 10 kişi dışarı çıktığımızı sorguladım. Neyse ki yalnız değilmişim, M.Ş. ler de öyle aşırı kalabalık çıkarlarmış dışarı. 10-15 kişi sinemaya gitmek, BurgerKing'in aşırı sıcak altkatında masaları birleştirmek, hep böyle geçti 1-2 yıl. O kızlara özendik. Onlar şuan 3 çok yakın arkadaştı ve muhtemelen bundan 10 yıl sonra gene öyle olucaklar. Zaten hepimizin öyle olur. Çok kişiler eklenir ama o kemik bozulmaz, bozulamaz.
Neden böyle bir şey yaptığımızı hiç bilmiyorum, büyük ihtimalle çok sempatiklerdi diye, oturup onlara not yazdık.
Fotograf makinam olmadıgı için(!) onlara verdigimin fotografını koyamıyorum ama müsfette(!) olanı paylaşmak istiyorum. Deneme yazım hiç okunmadığından hepsini buraya tekrar yazıcam.
"Merhabalar;
Biz şuan peximette çapraz masanızda oturan Ekonomi Üniversitesi İçmimarlık ve Endüstriyel Tasarım bölümlerinden mezun olmak üzere olan 2 arkadaşız.
Sizi görünce eski günlerimiz aklımıza geldi. Tam olarak yaşınızı kestiremiyoruz ama biz o yaşlardayken sürü halinde geziyorduk ve sizin bu çekirdek halinize çok özendik.
Gerçek dostluklar inanın o zamanlardan kalıyor. İlerde çok fazla insanla tanışılıyor fakat hiç biri o dostluklar gibi olmuyor.
Belki bize şuan bunu yazdığımız için gerizekalı gözüyle bakıyorsunuz ama umrumuzda değil.
Sadece paylaşmak istedik.
Kendinize iyi bakın. Süpersiniz.
Cansu.Melike."
Yazdım, sapık gibi masalarına gittim. "Merhaba, yanlış anlamayın ama biz size bi şey yazdık onu vericem ben şimdi. Öyle yani. Afiyet olsun." dedim, suratlarındaki o "noluyo yaa? noluyo?" ifadesini görünce de utanıp arkamı döndüm kaçtım. Önce ne olduğunu anlamadılar haklı olarak ama sonra okudukça gülmeye başladılar, bi diğeri ellerinden çekti almaya çalıştı falan, sonra gülerek bize bakıp "13!", "13 yaşındayız! teşekkürler." dedi. Sonra içlerinden biri yanımıza gelip kalemimizi aldı, belli altta kalmıycaklar yani :) ve bize peçete kağıdına yazılmış şu cevabı ilettiler.
Gerçekten tam olarak niye böyle bir şey yaptım bilmiyorum ama ne biliyim işte. Öyle geldi içimden, çok istedim.
*bi de; isimlere gel ya, nerede o ayşeler aliler.
Bi an gözlerim doldu, kendi ortaokul yıllarım aklıma geldi.. Neden ortaokuldayken her haftasonu en az 10 kişi dışarı çıktığımızı sorguladım. Neyse ki yalnız değilmişim, M.Ş. ler de öyle aşırı kalabalık çıkarlarmış dışarı. 10-15 kişi sinemaya gitmek, BurgerKing'in aşırı sıcak altkatında masaları birleştirmek, hep böyle geçti 1-2 yıl. O kızlara özendik. Onlar şuan 3 çok yakın arkadaştı ve muhtemelen bundan 10 yıl sonra gene öyle olucaklar. Zaten hepimizin öyle olur. Çok kişiler eklenir ama o kemik bozulmaz, bozulamaz.
Neden böyle bir şey yaptığımızı hiç bilmiyorum, büyük ihtimalle çok sempatiklerdi diye, oturup onlara not yazdık.
Fotograf makinam olmadıgı için(!) onlara verdigimin fotografını koyamıyorum ama müsfette(!) olanı paylaşmak istiyorum. Deneme yazım hiç okunmadığından hepsini buraya tekrar yazıcam."Merhabalar;
Biz şuan peximette çapraz masanızda oturan Ekonomi Üniversitesi İçmimarlık ve Endüstriyel Tasarım bölümlerinden mezun olmak üzere olan 2 arkadaşız.
Sizi görünce eski günlerimiz aklımıza geldi. Tam olarak yaşınızı kestiremiyoruz ama biz o yaşlardayken sürü halinde geziyorduk ve sizin bu çekirdek halinize çok özendik.
Gerçek dostluklar inanın o zamanlardan kalıyor. İlerde çok fazla insanla tanışılıyor fakat hiç biri o dostluklar gibi olmuyor.
Belki bize şuan bunu yazdığımız için gerizekalı gözüyle bakıyorsunuz ama umrumuzda değil.
Sadece paylaşmak istedik.
Kendinize iyi bakın. Süpersiniz.
Cansu.Melike."
Yazdım, sapık gibi masalarına gittim. "Merhaba, yanlış anlamayın ama biz size bi şey yazdık onu vericem ben şimdi. Öyle yani. Afiyet olsun." dedim, suratlarındaki o "noluyo yaa? noluyo?" ifadesini görünce de utanıp arkamı döndüm kaçtım. Önce ne olduğunu anlamadılar haklı olarak ama sonra okudukça gülmeye başladılar, bi diğeri ellerinden çekti almaya çalıştı falan, sonra gülerek bize bakıp "13!", "13 yaşındayız! teşekkürler." dedi. Sonra içlerinden biri yanımıza gelip kalemimizi aldı, belli altta kalmıycaklar yani :) ve bize peçete kağıdına yazılmış şu cevabı ilettiler.
*bi de; isimlere gel ya, nerede o ayşeler aliler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)