23 Haziran 2011 Perşembe

öyle o.

Anlık olarak bi yerlere gitmek istemek diye bi sey var. Tatil falan gibi değil. Bavulumu toplayayım da 4-5 gun kacayım gibi bi sey değil. "Şuan kalkayım hiç gitmediğim bi yerde bi kahve içip döneyim" gibi. Ama hiç kimseyle paylaşmıcaksın. Paylaşırsan koskoca bi plana dönüşüp bütün güzelliği (ne kadar güzel olabilecekse) gidebilir. Yalnızsan kalkıp gidiceksin, birini istiyosan bi anda kaldırıp götürüceksin. 1-2 saatlik bi kaçamak. Ya da 7-15 dakika, farketmez, ama olay kahveyse ki niye öyle bi örnek verdim bilmiyorum, 15 dakikayı gecer gibi geliyor bana.

Bi arkadasım vardı benim, kalabalık otururken hic bi sey soylemeden farkettirmeden kalkardı giderdi, biz onun gittiğini bazen geri dondugunde anlardık, hep değil tabi, o kadar da farkedilmeyen biri değil bu. Hiç anlayamadık niye öyle ama bi süre sonra kabul etik. O öyle, bi sey demeden kalkar, dolaşır kendince, geri döner, bazen hiç yanımıza dönmez, hiç dönmemesini kabalık olarak karşılardım ama öyle o, ne yapalım.

Herkesin var mı acaba "öyle o" yönleri. Garip ama yadırganmayan. Baskası bi söz söylediğinde "öyle o" diyebilceğimiz. Joker'in histerik gülüşünü ilk kez duyanlara Batman "öyle o" demiş midir acaba. Gerçi onlar düşman, gene de alışmışlardır birbirlerine bi yerde.

"Öyle o" yönlerimiz olsa ve bunları "öyle o" diyebilenlerin üzerinde sonuna kadar kullansak, sömürsek. Gün geçmiyor ki bir şaka daha yapmayayım. Ne demek sömürmek, hiç insan suistimal edilir mi yahu. Ediliyor valla, zaman zaman ediliyor. Bizi de ediyolar biz de ediyoruz. Alıştırmakla alakalıdır belki.

Ben simdi kalkıp kahveye kaçmıycam tabii ki. Kaçabilen varsa kaçsın, bugun gelemem. Yarın belki, belki de haftaya.

Hiç yorum yok: