Sonunda mezuniyet projesi için bir konuda karar kılabildim. Projem okul radyosu. "Ne alaka ya endüstriyel tasarımla?" diye ben de sormuştum kendime ve hala her duyan soruyor. Tabi ki de konu başlığım "okul radyosu" degil ama simdilik kendi kafamda bile toparlayamadığım cümleleri buraya yazamayacagımdan en genel haliyle bırakıyorum. Ama alakalı kısmındayım yani. Neyse çok uzattım;
Bu proje sebebiyle ilk defa okulumuzun iletişim fakültesinin yer altındaki mabedine indim. Aslında daha önce gitmiştim de, ilk defa radyoyu gördüm diyeyim. Ve bugün de bölüm başkanımızın "canlı cansız hayalet sürücüler" adlı programına konuk olarak katıldım. Bazı server aksaklıklarından dolayı canlı olamadı bu sefer. İyi mi oldu kötü mü karar veremiyorum.
Ne zor bi şeymiş ya öyle mikrofona konuşmak tribe girmek falan. Tribe girmek demiyim de yani böyle bi sanki sesini ayarlaman gerekiyormuş bi havaya girmen gerekiyormuş gibi geliyor. Neden bilmiyorum ama kesinlikle bugun o havaya giremedim, hiç sıkıntılı degildim ama bi garip oldum bi heycanlandım bi gerildim olmadı yani. Can hocanın playlistindeki hemen hemen hiç bir şarkıyı bilmiyor oluşum da ayrı bir fiyasko. Ne sorsa "bilmiyorum ki" "olabilir" "tabi" demek kadar utanç verici bir şey yok. Bi süre sonra o kadar yetersiz hissettim ki kendimi "Sigara kullanıyor musun?" diye sorduğunda "Galiba." diye bir cevap vermişim. Galiba ne demek ya!? Keşke çalışıp gelseydim diye kaç kere geçirdim içimden kimbilir... Hayır yani orada hocanın öğrencisi olarak gidiyorum, diyorum ki "bakın bu radyo artık benim de projem, elimden geleni yapıcam, bu radyoyu takip edilir hale getirecegiz" falan, ondan sonra da programda 12 yaşındaki çocuklar gibi "oladabilir, olmayadabilir" bazlı garip garip cümleler kuruyorum. Vallaha utandım.
Sonra düşündüm hakim olabilecegim bir konu olsaydı, yanımda da iyi bir arkadaşım olsaydı farklı olur muydu? Bi sonuca varamadım. Denemek lazım. Neyse bu ilk seferdi, bir iki hafta sonra belki tekrar giderim. Belki bi gazla bi program talebinde bulunuruz falan. Belli mi olur. Gerçi bu sesle zor. O kendime güvendiğim ve kendimden hiç emin olamadığım zamanlardaki ses tonlarımı biliyorum. Bugünkü kesinlikle ikincisiydi. Öyle ki, program banttan yayınlandı, ilk 15 dakika dayanabildim kendime, kapattım, açamadım.
*bi de; en son koreograf olamayacağımı öğrenmiştim, sanırım radyo programcısı da olamayacağım :) Böyle deneye deneye, su yolunu bulur demek istiyorum.
3 yorum:
benim umutlarım vardı oysa ki.. bordeaux'daki o programından sonra emindim tv programcısı, radyo programcısı falan olacağına.
yorumunuzu bırakın ne ya?! tövbe tövbe :))
ya o bordeaux'daki konuşmayı her daim yapabilirim. öyle olabilir mi yani? öyle bir radyo programı olsa tutar mı? daha böyle normal, sıradan ve içerikli konuşmak gerekmez mi?
merak etme hemen yılmadım. ilgilendigim bir konu hakkında tekrar deneyecegim. ama umutların %87 suya düştü dostum.
yorumumuzu bırakalım.
Yorum Gönder