19 Aralık 2009 Cumartesi
bunu sana aldım.
Yeni yıl yaklaşıyor, indirimler de başlamış, e malum yılbaşı hediyeleri alınıcak.
Hediyeler verip insanları sevindirmeyi, o ifadeleri görmeyi çok seviyorum ama nedense hediye aldığım zaman aynı sevinci yaşayamıyorum. Beğendiğimi belli edemicekmişim, karşımda ki yanlış anlıycakmış endişesiyle saçmalamaya başlıyorum. O yuzden, bir başkasına hediye vermek, hediye almaktan çok daha fazla mutlu ediyor beni.
Halbuki hediyeyi beğenmemek diye bir şey olamaz yani sonuçta havadan, hiç yoktan gelen bir şey, illa ki sevinirsin. Biri sana durduk yere hediye paketine sarılmış 1,5 litrelik su verse, açınca, onu görünce sevinirsin, tamam hadi sevinmiceksen de en azından o hayal kırıklığına gelene kadar heyecanlanırsın. Bence hediyenin amacı da o zaten. Hediye dediğin, senin aklına almak gelmiycek bir şey olmalı. Benim gidip de alabilcegim bir kazağın bana hediye olarak gelmesinin çok ta bir heyecanı yok. Ben de gider alırdım. İlla kazak alıcaksan, yani işe yaramasını istediğin bir şey alıcaksan git benim aklıma gelmeyen, almayacağım bir kazağı al. Ki asla hediyede kıyafetten yana değilim. (Ya yanlış anlaşılmasın bugune kadar doğumgunlerimde kazak hediye eden arkadaslarım oldu evet, tabi ki de begendim, burda anlatmak istedigim nokta başka :))
Emrah'ın Seren Serengile kendi elleriyle yaptığı bilekliği hediye etmesi unutulmaz bir sahnedir mesela. Kendi yarattığın bir şeyi hediye etmek tabi ki çok özeldir, anlamlıdır ama işte onun için de en az Emrah kadar yetenekli olmak lazım. Emrah kadar olamasam da bazen hayal gücümü ve varolan teknolojiyi kullanarak güzel jestler yapabiliyorum ama onun da bazı handikapları var. Bir sonraki hediyede daha iyi olman lazım. Mesela Emrah ertesi yıl parayı bulup Seren Serengil'e güzel bir kazak satın alsaydı eminim Seren bozulurdu. Çıta yükseldi bi kere, el emeğiyle devam etmek zorundasın. Burda strateji devreye giriyo. Hiç bi zaman yapabildiğinin en iyisini yapmıycaksın ki beklentilere karşılık verebilesin.
Bi sonuca varmam gerekiyorsa eğer, ki gerekmez; hediyenin fiyatı ve işlevi çok da önemli değil, o an için sana ne hissettirdiği önemli. Bi klişe var ya hepimizin sığındığı; "Düşünmen yeter", gerçekten de öyle. Kim ne derse desin. Yeni yıl geliyor, lütfen hediyelerimize burun kıvırmayalım, alınmaya da bilirdi.
*bi de; yeni yıl gecesi olayını bir türlü sevemiyorum. son 3 yıldır çaba içersindeyim, evimde oturmuyorum. ama hala. ne biliyim. çok mu gerekli?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder