Sevgili İstanbul,
Seninle açık konuşucam, uzatmıycam. Benden hoşlanmadığını biliyorum, ben de sana bayılmıyorum zaten gerizekalı. Sana karşı olan iyi geçinme çabalarımı çok önce bıraktım. Yani artık istesen de yüz göz olmam shitface.
Bak bu hafta geliyorum, ama sana değil. Buradan dostlarımla beraber oradaki eş dostla vakit geçirmek için geliyoruz, hiç üzerine alınma, umrumda değilsin. Her yer insanlarla güzel derler ya hakikaten de öyle. Zaten gene soğumuşsun, ziyaretimi mi duydun nedir. Gerçi hakkını yemiyim Aralık ayındayız olması gereken o, senin de doğaya karşı bi misyonun var sonuçta. Ayrıca domuzgribine yakalanmam için toplu yerlerde bulundurup çeşitli katakulliler yaratıcağını da biliyorum ama yemezler. Geldiğim gibi giderim arkama da bakmam.
Öyle yani, umrunda olmasam da sana borçlu olduğum açıklamayı yapmak istedim. Bir gün farkedip üzülüceksin, bana ihtiyacın olduğunu anlıycaksın ama benim de sana ihtiyacım olsa dahi inadına seni reddedicem. Gerçi büyük konuşmıyım, belki de gün gelir buzlar erir. Buz dediğin nedir ki zaten.
Kendine iyi bak. Dostlarıma iyi bak.
Saygılarımla,
Cansu.
*bi de ; şu canını sıktığın orta yaşlıları buralara yollamaktan vazgeç, kazık çakıyolar, kalabalıklaşmaya başladık. Bi ricam da yeni bir tatil beldesi yaratman yönünde. Lütfen. Öptüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder