
Dvdci’ye uğramayalı, odamda film izlemeyeli o kadar uzun zaman oldu ki, aldığım “korsan” filmlerin ilkini beğenceğimden çok emindim. Nitekim öyle de oldu. (500) Days of Summer. Gelmiş gitmiş bile bizim sinemalara, bi ara fragmanını görmüştüm sadece, geldiğinden haberim yok, ben o kadar kopmuşum filmlerden. Neyse;
Film: (500) Days of Summer
Slogan: “Boy meets girl. Boy falls in love. Girl doesn't.” , “This is not a love story. This is a story about love.”
Yazarın notu: “The following is a work of fiction. Any resemblance to persons living or dead is purely coincidental. Especially you Jenny Beckman. Bitch.”
Hayır bunları gördükten sonra zaten kafada bi film oluşuyor. Çocuk aşık olmuş, kız hoşlanmış. Önceden kız ayarı da çekmiş, bırakır giderim zaten sevgili de istemiyorum demiş. Çocuk duymazdan gelmiş. Zaten en olağanı bu değil midir? Diğer bütün izlediklerimiz, şanslı olanlar yetmedi mi yani, hep bi kavuşma hep bi mutluluk, zorlukların içinden çıkan ve ayakta kalan çiftler falan.
Fragmanı gördüğümde demiştim ki “yaşasın mutlu sonla bitmiycek galiba”. Küçüklüğümden beri hikayelerin sonlarında birilerinin ölmesini, ölmese bile bi şekilde zarar görmesini, o sevenlerin her seferinde kavuşmamasını istedim. O yüzden bu film mutlu görünümlü mutsuz sonuyla beni epeyce sevindirdi. Son zamanlarda izlediğim en gerçek romantik komediydi bile diyebilirim, nasılsa uzun zamandır film izlemiyorum. İnce espriler, güzel müzikler ve herkesin yaşadığı küçük küçük tripler…
Hoşuma gitti sonuç olarak. Bu kadar.
*Unutmayayım: Bir Expectations/Reality sahnesi vardı ki arkada Regina Spektor-Hero çalıyo, üzülüyo insan, yapcak bişi yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder