23 Kasım 2009 Pazartesi

dostluk gerektiğinde blog'unu paylaşmayı gerektirir.

Böyle gişe rekorları kıran bir filmin (dark night’ı bile geride bırakmış ilk hafta hasılatında..) bu kadar hayal kırıklığı yaratabilir olması sadece bilinçli bir strateji olabilir diye düşünüyorum. Ya bu yönetmen bozuntusuna (çok lazımdı yönetmen değiştirmeleri) dediler ki çok komplike olmasın bu film, en düşük zekalı ergen bile anlasın zevk alsın, ya da kitaptan uyarlama yapmak hakkaten her yiğidin harcı değil. Çünkü bir bilenin dediğine göre kitapları inanılmazmış, bir bilen günlerce odasından çıkmadan, su içmeyi unuta unuta okumuş hepsini. 2. Kitapta da kurtları anlatıyomuş çok, o yüzden Edward’ı anca yerden yere, duvardan duvara atılırken birkaç dakika görebildik bu filmde herhalde. Hayır ırkçılık yapmak istemiyorum ama o Amerikan yerlisi kılıklı, son mohikan ergen çocuğa tüm kaslarına rağmen zor katlandım. Ne Bella’nın o ritmi bozuk nefes alışverişleri, ne meryem ana heykeli gibi orasından burasından sürekli kan gelmesi, benim en çok kafama taktığım, nasıl etkiliyor bu film insanı böyle? Hangi yumuşak karnından vuruyor da en aklı başında bildiğin insan bile ortaokulda duvarına poster asan, sticker toplayan kız kafasına inip bir sonraki filmi bekliyor? Bu soruları cevapsız bırakarak, son bir şey belirtmek istiyorum, Jasper’ın gölgede kalmış bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Bir de kendine has bir çekiciliği var. Ve de ilk filmin soundtrack albümünde blue foundation: eyes on fire.. Cansu blogunu paylaştığın için çok teşekkür ediyorum. İyi geldi valla.

Hiç yorum yok: