22 Kasım 2009 Pazar

kurtlar da ağlar


Ve işte beklenen film; Twilight: New Moon sinemalara geldi... Tabi ki de bu furyayı kaçıramazdım. Bugün hemen canımızı dişimize takıp en son seansına yer bulabildik çok şükür.

Ama olmuş mu? Hedef kitle iyice ergenlere doğru kaymış resmen. Bi tarafta bu sefer pek fazla göremediğimiz soluk benizli, yer yer parlak, cool, çekici vampirler, öbür tarafta çıplaklık temalı her an jogging yapan amino-kurtadamlar, ortada da ne zaman güzel ne zaman itici olcağı kestirilemeyen, obsesif, her bulduğuna yapışan, gelgitleri olan bi kızcağaz.

O kadar çok "i would, if i could..." cümleleri kuruldu ki (özellikle ilk yarı) bi an kendimizi Türk filminde sandık, hele o gereksiz amino-kurtadam'a maruz kalmış "bergen" anektodu iyice tuzu biberi oldu. Sonra bi de Bella'nın depresyonu, atakları derken iyice ruhumuz emildi. Zaten var ya inadına vampir yapmıcaksın o kızı. Sürünsün ağlaşsın dursun. Belli çünkü o bi vampir olsa herkesi satıcak aç gözlü doyumsuz. Filmin sonu desen ayrı bi hüsran... Bilmiyorum çok doluyum. İlk filmde vampirler iyidi ya, müzikler falan da daha iyidi, kurtlarla sanki pek olmamış.

Gerçi ben kitaplarını okumadım. Belki kötü bi uyarlamadır, belki kitapta sayfalarca six packs anlatmıyodur. Belki de hikaye böyle hakkaten... Nolursa olsun 3.sünü de izliycez artık. Şimdi bunu izledik canımız vampir filmi çekti ya, gene varsa yoksa Vampirlerle Görüşme ve Queen of the Damned'e dönücez kesin.

Hiç yorum yok: