Yazıma Cansu Dere'nin ağzındanmışçasına başlamak istiyorum;
"Siz hiç yabancı olduğunuzu düşündüğünüz bir ortamda zaman geçirmek zorunda kaldınız mı? Kalabalıklar arasında aslında ne kadar alakasız durduğunuzu fark edip bununla yaşamaya alıştınız mı? Bir an kendinizi gereksiz hissederken her şeyi bırakıp kaçmak, kaçmak, kaçmak isteniz mi? Ben istedim..."
Tabikide seçmeli olarak Moda Tasarım Bölümünden aldığım "Defile Organizasyonu ve Koreografisi" dersinden söz ediyorum. Bugüne kadar bütün seçmeli derslerimi farklı alanlardan almaya çalıştım değişik şeyler görmek için ama bu seferki epeyce farklı oldu ya. "Benim orada ne işim var? Moda benim neyime? Ne anlarım ki? Aslında değişik bir alan bunu da görmek lazım... E dostlarım var sınıfta en azından sohbet ederiz... Ooo hocası da iyiymiş. Vaaay sonunda gerçek defile de mi düzenliycez! Bakarsınız ben bu alanda devam ederim neden olmasın ki!" Sürecinden geçerek kendimi olaya çok güzel adapte ettim. Ama galiba biraz abartmışım...
Yarınki 10 Kasım defilesinin düzenlemelerini, provalarını yaptık bugün. Bir ara kendimi bantta "sevdim bir genç kadını" parçası eşliğinde yürüyen kızımıza "Oradaki genç kadın sensin! Hisset onu! Mutlusun! Sevenin var! Parça coşkulu! Hisset hadi! Evet!" derken buldum. İşte o an dedim ki; "Ben bunun için doğmuşum...". Tabi ki öyle olmadı. Silkindim, abarttığımın farkına vardım, kendime geldim. Ama o an; yüksek sesimle müziği bastırıp elimdeki anlamsız kağıtlarla oturmuşum podyumun yanından iş buyuruyorum. O hazzı aldım ya işte o bana yetti. Bu dersten beklediğim sanırım buymuş. Hele bi de yarın güzel bir şeyler çıkarsa ortaya, ki şüphem yok, henüz başlamamış olduğum kariyerimi bu yöne çekebilirim.
Yani çok ciddi değilim tabi ki ama belli mi olur, hayat.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder