13 Kasım 2009 Cuma

kokteyl karmaşası

Üniversite hayatım boyunca en sevdiğim aktivitelerden biri de konferansların kokteyllerine yamanmaktır. Özellikle katılmadığımız konferansların kokteyllerine yancı olmak çok ciddi stratejiler gerektirir.

Zamanlama çok önemli. Standların yerleştirilmeye başlandığı görüldüğü an alandan uzaklaşılmalı, konferans bitene kadar ortalarda dolaşılmamalıdır. İkramları düzenleyen çalışanların ve başlarında duran catering sahibinin dikkatini çekmek istemeyiz.

Konferans bittiğinde ise çaktırmadan kalabalığa karışarak uygun standı seçmek işin en can alıcı kısmıdır. En büyük yanlış; "Ben yancıyım, çaktırmamalıyım" psikolojisi ile en ücra köşedeki standa sığınmaktır. Bu hataya düşenlerin kaderi kokteyl boyunca aynı yerde hapis kalmak, yeni alanlara açılamamaktır. Köşeye kaçmanın aksine en ortanın kenar kısımları tercih edilmelidir. Böylece ikramlar yetmediğinde çevre standlara açılabiliriz.

Bazıları konum sıkıntısını halledince her şey bitti sanar. Oysaki daha yeni başlıyor... Kokteyllerde insanı en ele veren konu duruş ve tavırdır. Bu level'ı atlamanın en iyi yolu ise 2 kişiden fazla katılmaktır. Tek başına gelen yancılar topluluğun arasından sadece tek omuz ve kol sokarak kendilerini hemen belli ederler ve hiç bir standda 7 dakikadan fazla barınamazlar. Anlaşmalı olarak 4 kişi gidildiğinde her zaman arada gidip gelecek olan +1 yabancıya yer bırakılır ve makul bir ses tonuyla konusu geçen konferans hakkında atıp tutulur. Ara sıra elde kadehle yapılan sağa sola salınım hareketi, o konferanstan ve kokteylden ne kadar haz alındığına delalet eder.

Son olarak, ne kadar çok beğenilirse beğenilsin tabaklarda hiç bir ikram sıfırlanmamalı, her zaman artıklar bırakılmalıdır. Çünkü; kokteyl konferansın bir parçasıdır, konferans kokteylin değil. Tabi tok gözlü görünmek için doymadan da ayrılınmamalıdır. En yakındaki standı göze kestirip daha önce öğrendiğimiz ufak salınım hareketleriyle yeni ikramlara yanaşılmalıdır.

Karınlar doyduktan sonra ise; ayrılmadan önce, yürür vaziyette iken tanıdık hocalara selam verip uzaklaştıkça anlaşılmayan cümleler* kurulmalı hiç bir şey olmamış gibi hayata devam edilmelidir.


*uzaklaştıkça anlaşılmayan cümleler: Yürürken karşıdan gelenle hiç durmadan hatta dinlemeden sohbet etme çabası. Örn: "Selam, naber, ben de iyiyim, nasıl gidiy-"

**ha bi de; A.T. ne kadar da iyi bi insan. Gerçekten. Amma da iyi bi insan ya. Bahsetmeden geçemiyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

hahahahaha A.T. de bugun cok basariliydi gercekten hic caktirmadi:):) ama D.G biraz sarabi abartti gibi geldi ne dersin sayin gurum??

encansubenim dedi ki...

öyle bilinçsizler olur arada. onları idare etmek gerek. ama genel hatlarıyla çok başarılı geçti.